Kar Bütün Pislikleri Örter Ama İçimizdekini Değil
Çocukluğumdan beri kar yağmasına hep sevinirim.
Yıllar geçse de, hâlâ o ilk çocuk heyecanıyla beklerim gökyüzünü.
Pencereden dışarı bakar, ilk taneyi görünce içim kıpır kıpır olur.
O an, her şey biraz durur sanki.
Zaman bile kar tanelerinin sessizliğine karışır.
Neden bu kadar sevdiğimi çok düşündüm.
Hani derler ya, “kar bütün pislikleri örter” diye…
Evet, doğru bu. Ama bana hep eksik geldi o söz.
Çünkü kar yağarken, üstüne düşen her şey daha da görünür olur.
Bir portakal kabuğu bile bembeyazlığın içinde kendini belli eder.
O yüzden kimse kolay kolay karın üstüne pislik atamaz.
Belki de bu yüzden huzur verir bana kar;
insanların kötülüklerini, kirli düşüncelerini
birkaç günlüğüne de olsa sakladığı için.
Ama biliyorum… kar eriyor sonunda.
Ve altında kalan her şey, yeniden gün yüzüne çıkıyor.
Tıpkı insanlar gibi.
Bir süre susuyorlar, bir süre iyiymiş gibi davranıyorlar,
ama içlerindeki kar eriyince yine kirleniyor her şey.
Belki bu yüzden ben karı sadece sevmem,
ona biraz da sığınırım.
Çünkü kar yağarken dünya daha sessiz, insanlar daha iyi,
ben ise biraz daha az kırık olurum.
Ve belki de bu yüzden…
her kar yağdığında aklıma sen gelirsin.
Seninle ilk defa o soğuk havada yürümüştük,
kar taneleri saçlarına düşerken sen gülmüştün,
ben ise sessizce içimden “keşke hep böyle kalsa” demiştim.
Ama kalmadı.
Kar eridi, sen gittin, geriye sadece soğuk kaldı.
Şimdi her kar yağışında içim yine ısınıyor,
ama o sıcaklık hep bir yerden eksik.
Belki senin yokluğundan,
belki de insanların içindeki o kirin
karla bile temizlenemediğini bilmekten…
Yine de bekliyorum karı,
çünkü her seferinde umut ediyorum —
belki bu kez,
sadece yeri değil,
içimizi de beyaza boyar diye.
YAZAMAYAN : AHMET KARADAYI
YAZININ ŞARKI TAVSİYESİ : AHMET KAYA KARLI DAĞLAR




0 Comments