Ne zaman başladığını bilmiyorum. Belki bir bakış, belki bir sessizlik, belki bir zamanlar hiç düşünmeden geçtiğimiz bir sokakta aynı anda yürümemizle başladı. Seninle yollarımız kesiştiğinde, içimde bir yer birdenbire hatırladı seni…
Bazı hikâyeler sadece kalpte yazılır. Bizimki de onlardan biri. Yasaktık, yan yana olamayacak kadar uzaktık. Ama birbirimizin ruhundaydık. Ruhum… Sen, varlığınla her kelimemi şekillendiren, her nefesime eşlik eden, adını söylemeden konuşamadığım tek kişisin.
Biliyor musun, bazen seninle aynı gökyüzüne baktığımda, ikimizin de sessizce birbirimizi düşündüğüne inanmak istiyorum. Sen de biliyorsun, değil mi? Bu dünya bizim için değil. Ama belki başka bir zaman, başka bir yerde… Belki bir gün, kavuşmalar da mümkün olur. Şimdi değil ama belki bir gün…
Ama o gün gelene kadar ben hep o ateşin başında olacağım. Kimseye anlatamadığım bir aşkla, usulca yanacağım ve beni yine, o yandığım ateşe hayran hayran bakarken görecekler.
Seninle mümkün olmayan bu hayatta, mümkün olamamanın güzelliğiyle yaşıyorum. Çünkü bazen, kavuşamamak da aşkın en derin hali…
Sonsuz bir yangının içinden, tüm kalbimle…




0 Comments