Bir bahar günü geldin bana sen. Nisan mayısa giderken, ağaçlar çiçek açmışken, arılar çiçek çiçek dolaşırken, mayıs nisana kavuşmayı beklerken bir bahar günü geldin bana. Ben bu dünyadan hiçbir şey beklemezken…
Gülüşün bahar güneşi gibiydi zaten; sıcak ama yakmayan, sadece içimi ısıtan, beklenen ama kaçılmayan bir güneş gibi. Ben o gülüşüne âşık oldum diyeceğim, eksik kalacak. Ben, senin herkese ve her şeye mesafeli duruşuna, somurtkan bakışına, güneş kadar görünen ama kimsenin ulaşamadığı o dokunulmaz hâline âşık olmuşum, hem de bilmeden.
Çünkü sen, ilk bakışta çözülebilecek biri değildin. İnsan seni tanıdığını sanırdı ama sen hep kendinden bir şeyleri saklardın. Herkes seni gördüğünü düşünürdü ama kimse sana gerçekten dokunamazdı. Hep diyorlar ya çok gülenlerin acıları çok büyük olur diye kim bilir belki de ben onu çok öncesinde fark ettim. Belki de beni sana çeken buydu; sende eksik olan değil, kimsenin göremediği o gizli tarafındı.
Sana her baktığımda biraz daha anladım ki insan bazen birine yakın olmak istemez, sadece onun varlığını bilmek ister. Aynı gökyüzünün altında olduğunu bilmek bile yeter bazen. Çünkü bazı insanlar yanındayken huzur vermez sadece; uzaktayken bile insanın içini ısıtır.
Sen benim beklediğim biri değildin. Hatta ben artık kimseyi beklemiyordum. Sonra sen çıktın karşıma ve bütün beklemeyişlerim anlamını yitirdi. Meğer insan, doğru kişiyi tanımadan “beklemiyorum” diyormuş. Sen geldikten sonra anladım ki ben seni beklememişim, ben seni özlüyormuşum; daha tanımadan, daha sesini ezberlemeden, daha gözlerine uzun uzun bakamadan…
İnsan birini böyle sever mi bilmiyorum. Bir gülüşten fazlasını, bir bakıştan derinini, bir sessizlikten koca bir ömrü çıkarır mı bilmiyorum. Bildiğim tek şey şu; seni sevmeye karar vermedim. Sana hayran olmaya da karar vermedim. Bunların hiçbiri olmadı. Sen yavaş yavaş yer ettin içimde. Fark ettirmeden… Haberin bile olmadan… Ve ben, ne zaman bunun farkına varsam, artık senden vazgeçemeyecek kadar çok sevmiş oluyordum.
Şimdi dönüp o ilk güne bakıyorum da… Baharın gelişi değilmiş asıl mucize. Asıl mucize, baharın bana seni getirmesiymiş. Çünkü o günden sonra çiçekler eskisinden daha güzel açmaya başladı, güneş daha sıcak doğdu, rüzgâr daha yumuşak esti. Belki hiçbir şey değişmedi aslında. Değişen bendim. Çünkü bir insan sevince, mevsimler bile onun kalbine göre yaşamaya başlıyormuş.
Ben baharı değil, seni bekliyormuşum.
Ve eğer aşkın bir mevsimi varsa, onun adı ne ilkbahardır ne yaz…
Onun adı sensin bahar gözlüm.
Yazamayan : Ahmet Karadayı
yazının şarkı tavsiyesi: TARKAN : BENİ ÇOK SEV




0 Comments