Yeni Yıl
Her gelen yeni yılda, yenileniyor muyuz yoksa farkına varmadan eskiyor muyuz?
Zaman bir defter gibi dolarken, her sayfasına biraz daha yorgunluk, biraz daha eksilme yazılıyor sanki. Takvim değişiyor, ama içimizde aynı kırık, aynı yarım cümleler kalıyor. Yeni yıla girerken herkes umutlardan bahsediyor, dileklerden, başlangıçlardan… oysa ben her yılbaşında biraz daha geçmişte kalıyorum.
Belki de yenilenmek dedikleri, sadece acılarımıza yeni isimler bulmaktır. Aynı sızıyı farklı kelimelerle tarif etmek…
Her yıl “artık unuturum” derken, bir bakıyorsun, o en eski anılar bile hâlâ dün gibi taze.
Yeni yıla girdiğimde hissettiğim şey, umut değil; daha çok, biriken eksiklerimin ağırlığı oluyor.
Dışarıda insanlar geri sayım yaparken, ben içimde sessizce sayıyorum geçenleri: kaç gülüşü unuttum, kaç insanı kaybettim, kaç duayı yarım bıraktım?
Yeni yıl bana hep aynı şeyi hatırlatıyor: bazı şeyler değişmiyor.
Bazı insanlar gitse bile, içimizde bir yerleri hâlâ onların sesiyle yaşıyor.
Saatler gece yarısını vurduğunda herkes kutlarken, ben genelde dururum. Bir anlığına sessizliğe bürünürüm. Çünkü bilirim; hiçbir yıl eskisini tamamen silemez. Sadece tozunu alır, ama izini bırakır.
Ve ben o izlerde yaşarım — ne tam geçmişte, ne tam gelecekte. Arada, bir zamansızlıkta.
Her gelen yıl bana bir şey öğretmiyor artık, sadece hatırlatıyor:
Kim olduğumu, kimleri kaybettiğimi ve neleri bir daha asla aynı hissedemeyeceğimi.
Belki de yeni yıl, gerçekten “yeni” değildir.
Sadece biz, aynı hikâyenin farklı sayfasına tarih atıyoruzdur.
Ama içimizdeki cümle, hiç değişmiyordur:
“Biraz daha özledim bu yıl da.”
Yeni gelecek (yada gelmiş) olan 2026 yılı hepimize sağlık, huzur, mutluluk getirsin. Eskirken eksilmediğimiz bir yıl olsun.
YAZAMAYAN : Ahmet KARADAYI
YAZININ ŞARKI TAVSİYESİ: GERİ GEL ÖMRÜM GERİ




0 Comments