Sensizliğin Sessizliğinde
Sensiz
Ve sensiz biten her günün gecesinde, biraz daha alışmam gerekirken sensizliğe, deniz suyu içmiş gibi daha çok seni istiyor benliğim. Ne kadar içsem, o kadar yanıyorum. Ne kadar unutmam gerekse, o kadar çoğalıyor içimde sen.
Geceler uzuyor sensiz, sabahlar seni sormadan doğmuyor. Perdelerin arasından sızan her ışık, gözlerime değil, kalbime dokunuyor; çünkü her sabahın sensiz doğduğunu bilmek, yeniden yanmak gibi.
Kaldırımlarda adımlarımızın yankısı hâlâ duruyor. Seninle yürünmüş, seninle gülünmüş, seninle susulmuş o yollarda, şimdi yalnızlığın ayak sesleri var. Hani o çok beğendiğin, “baktıkça huzur buluyorum” dediğin gözlerim var ya… hâlâ seni arıyor.
Kalabalıkların içinde bir yüz görsem, bir ses duysam, bir an dönüp sen sandığım oluyor. Gözlerim hep seni arıyor, sanki bir köşeden çıkıp “buradayım” diyeceksin gibi.
Şarkılar… ah o şarkılar. Hepsi senden bir parça. Kimisi ilk dokunuşumuz kadar sıcak, kimisi son vedamız kadar soğuk. Hangisini dinlesem, içimde aynı sızı. Hepsi ya gelişine yazılmış ya gidişine… ortası yok, çünkü bizde de yoktu.
Aslında yazılacak çok şey var. Her biri bir yara, her biri bir anı. Ama şimdi seni düşünmek, seni hayal etmek bile bu kadar yakarken… ne gerek var ki kelimelere?
Zaten her kelime seni çağırıyor, her cümle adını söylüyor farkında olmadan.
Zaman geçiyor diyorlar. Oysa ben hâlâ aynı yerdeyim, senin gidişinin donup kaldığı o anda. Herkes unuttu, ben hâlâ o son bakışta kaldım.
Sensizliğe alışmak değil mesele, sensizliği kabullenmek bile lüks geliyor artık. Çünkü her şeyin içinde bir parça sen var: kokunda, sesinde, gülüşünde… hatta yokluğunda bile.
Ve ben hâlâ, dönmeyeceğini bile bile seni özlüyorum. Her gece biraz daha, her sabah biraz daha fazla. Bir gün dönersen diye değil, dönmeyeceğini bile bile seni seviyorum hâlâ. Çünkü bazı sevgiler bitmek için değil, insanı bitirmek için var.
YAZAMAYAN : AHMET KARADAYI
YAZININ ŞARKI TAVSİYESİ : YAKSAM YIKSAM BU ŞEHRİ




0 Comments