Aynadaki Ben
Saçlarım ağardı, yüzümdeki çizgiler gelebilme ihtimallerine yol oldu.
Her çizgi bir bekleyişin, her beyaz tel bir hayal kırıklığının izidir artık.
Aynadaki ben ben değil, sanki ben beni bile bıraktığın gündeki gibi sanıyorum hâlâ.
Zaman akıyor, mevsimler geçiyor, ama ben hep o günün içinde sıkışmışım;
sen giderken kapının kapanma sesi hâlâ kulağımda,
ve ben her sabah o sesi yeniden duyuyorum, yeniden eksiliyorum.
Derler ya, maymun başka bir dala tutunmadan tutunduğu dalı bırakmazmış…
Ben de tutunamadım hiçbir dala senden sonra.
Ne bir el uzandı bana, ne bir kalp dokundu yüreğime,
çünkü seninle birlikte umut da gitmişti içimden.
Ben tutunduğum dalı kaybettim, ama yeni bir dala uzanmayı da beceremedim.
Sanki düşmekten bile vazgeçtim, çünkü seninle birlikte düşmek bile güzeldi bir zamanlar.
Biliyor musun, bazen geceleri uyanıyorum,
sanki bir ses fısıldayacak gibi kulağıma adını — ama olmuyor.
Yastığımda biriken sessizlik bile senden daha gürültülü artık.
Benden sana kalan sadece birkaç kırık cümle,
birkaç uykusuz gece ve yarım kalmış dualar.
Sen unuttun belki, ama ben her gün yeniden hatırlıyorum,
aynı yara yerinden yeniden kanıyor, yeniden acıyor.
Birini unutmak kolaymış, yeter ki o seni hiç hatırlamıyor olsun.
Ama ben seni, unutmakla anmak arasında bir yerde sıkıştım.
Ne tamamen bırakabiliyorum, ne tamamen yaşayabiliyorum.
Gözlerim bazen dalıyor uzaklara, sanki sen çıkacaksın bir yerden,
ama çıkmıyorsun, çıkmayacağını bile bile bekliyorum yine.
İnsanın kendine bu kadar eziyet etmesi için sevmiş olması gerek,
ben seni öyle sevdim işte — kendimden bile vazgeçecek kadar.
Şimdi ne şarkılar yetiyor susturmaya içimdeki sitemi,
ne de dualar siliyor adını dudaklarımdan.
Zamanın merhameti bana uğramadı, çünkü hâlâ seni taşıyorum omuzlarımda bir yük gibi.
Yüzümdeki her çizgi, seninle yaşlanmış bir anının izi;
ve ben ne zaman aynaya baksam, seninle geçen yılların yorgunluğunu görüyorum.
Belki bir gün yollar kesişir yine, kim bilir…
Ama o gün geldiğinde ben çoktan bitmiş olurum,
ve sen geç kalmış olursun bir ömrün tam ortasına.
Çünkü ben seni bir daha sevmem,
ama seni bir daha unutmam da.
Artık sitem bile yoruldu, kelimeler bile küstü adının ağırlığına.
Susmak öğrendiğim en keskin dil oldu senden sonra.
Bir zamanlar kalbimde yankılanan her “keşke”, şimdi sadece bir mezar sessizliği taşıyor.
Ve anladım ki; bazı gidişler, dönülmese bile ömür boyu kapıda bekletiyor insanı.
Ben seni affetmedim belki ama artık kırgın da değilim…
Çünkü kırgınlık bile bir umut ister,
bende o bile kalmadı.
YAZAMAYAN : AHMET KARADAYI
Yazını şarkı tavsiyesi : BENDENİZ : KUŞLARA SORDUM



0 Comments