Yaşayan Ölüler
Hani deriz ya; “benim için öldü” diye…
Bazen gerçekten ölür insan; nefesi kesilir, bedeni toprağa karışır, adı bir mermerin üzerine kazınır. Kimi inanır, “ahirete göç etti” der; kimi “bir kuşa, bir çiçeğe karıştı” diye avutmaya çalışır kendini. Ama gerçek şu ki; bazı ölüler vardır, toprağın altında değil, hâlâ kalplerin en canlı yerinde atar.
Ve bazı yaşayanlar vardır…
Nefes alır, yürür, konuşur… ama çoktan gömülmüştür birilerinin içinde.
Yanında durur, gözlerinin içine bakar, sesini duyarsın… ama kalbinde mezar taşı çoktan dikilmiştir ona.
Herkes için yaşayanlar, bazılarının içinde çoktan ölmüştür.
İşte benimkisi de tam olarak bu…
Sen yaşıyorsun belki, bir yerlerde gülüyorsun, yeni hikâyeler kuruyorsun. Ama bende bıraktığın yer… bir mezarlıktan farksız. Ne bir çiçek açıyor, ne bir umut yeşeriyor. Üstüne bir de utanmadan hâlâ “yaşıyorum” sanıyorsun.
Bilmezsin…
İnsan bazen birini toprağa değil, kalbine gömer. Ve o mezar, en çok konuşulması gereken yerde, en derinde olur. Üstünü ne kadar örtersen ört, geceleri taş gibi çöker insanın içine. Ve işin en acı tarafı şu…
Ben seni kaybetmedim, seni bizzat içimde öldürdüm.
Bir insanı hayattayken yok saymak, toprağa vermekten daha ağırmış; bunu sen öğrettin bana.
Artık ne geri dönebileceğin bir yer var bende, ne de affedilebileceğin bir ihtimal.
Çünkü bazı mezarların başında dua edilmez… sadece bir daha hatırlanmamak üzere terk edilir. Ve inan bana,
Toprak altında olmak bu kadar ağır değildir.
Birinin kalbinde ölmek… işte asıl mezar orasıdır. Herkes için yaşayanlar sizin için ölmüştür..
Sahi sizin kalbinizde kim var? Herkes için ölüp sizin için yaşayan mı, yoksa herkes için yaşayıp sizin için çoktan ölmüş olan mı?
YAZAMAYAN : AHMET KARADAYI
Bu yazının türkü tavsiyesi : YUDUM – NURSEL ÇİÇEK : BU BAĞI ALEMİ



0 Comments